"Gelin Canlar Bir Olalım" Diyenler Londra Alevi Festivali'nde Buluşuyor
Londra’da Bir Bahar Günü: Gönül Gönüle, Can Cana Londra’nın çok kültürlü mozaiğinde her gün yeni bir renk, yeni bir sesle karşılaşmak mümkün. Ancak bazı buluşmalar vardır ki sadece bir etkinlik olmanın ötesine geçer; toprağından uzak kalmış bir toplumun köklerine, inancına ve birbirine sımsıkı sarılışının resmi olur. İşte tam da bu hafta sonu 7 Haziran 2026 da Londra’nın kalbinde böyle muazzam bir kucaklaşmaya tanıklık ediyoruz. Bu yıl 14. kez kapılarını açan Britanya Alevi Festivali, binlerce canı aynı çatı altında, aynı aşkla bir araya getiriyor. Birleşik Krallık coğrafyasında Alevi toplumunun varlığı, sadece nüfus olarak değil, taşıdıkları kadim felsefeyle de çok kıymetli bir yere sahip. Yüzyıllardır barışı, hümanizmi ve sevgiyi merkezine alan bu öğreti, bugün Enfield’daki Britanya Alevi Federasyonu yerleşkesinde yankılanıyor. Çevrenize baktığınızda gördüğünüz şey sadece bir festival kalabalığı değil; nesilden nesile aktarılan bir hafızanın, semahın ritminde ve bağlamanın telinde yeniden hayat bulmasıdır. 73 millete bir nazarla bakan bir inancın evlatları, bugün Londra’da sadece kendi kültürlerini yaşatmakla kalmıyor, aynı zamanda yaşadıkları bu yeni ülkeye de çok değerli bir barış mesajı sunuyorlar. Mustafa Özarslan’ın, Lale Koçgün’ün ve Gülseven Medar’ın sesinde memleket hasretini dindirirken, yan yana açılan yöresel stantlarda paylaşılan her lokma, Aleviliğin özündeki "bölüşürsek tok oluruz" düsturunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Bu topraklarda doğup büyüyen gençlerin elinde taşınan bu meşale, geleceğe dair umutlarımızı yeşertiyor. Kendi kimliğini unutmadan, yaşadığı toplumla entegre olabilen ve adaleti rehber edinen bir gençliğin ayak seslerini bu festivalde duymak gurur verici. Günün sonunda, Great Cambridge Road’daki bu büyük buluşmadan geriye sadece güzel melodiler ve lezzetli tatlar kalmayacak. Geriye kalan; birbirinin gözünün içine sevgiyle bakan binlerce canın bir arada olabilme iradesi, dayanışması ve geleceğe bıraktığı silinmez kültürel miras olacak. Emeği geçen, lokmasını paylaşan, yüreğini koyan tüm canların emeğine sağlık. Ne mutlu bu meydanda cem olanlara, ne mutlu can cana barışa yürüyenlere...